2012'de Türkiye
 

Öncelikle süregelen yüksek lisans çalışmam nedeniyle oluşan gecikmeden dolayı tüm okurlarımdan özür diliyorum. Geçtiğimiz Aralık ayında tamamladığım 2012 değerlendirmelerimi aşağıda bulabilirsiniz.

R. Hakan Kırkoğlu

2012’den ana başlıklar

*Yılın ilk yarısında, Temmuz’a kadar olan dönemde ülke içindeki huzuru, barışı etkileyen olayların gündemde kalmaya devam edeceği görülmekte.

*2012 sonbaharı dünyada ve özellikle Avrupa'da gittikçe daha derin hale gelebilecek ekonomik problemlerin siyasi sonuçları olabileceğini gösteriyor, esas dip(ler) 2013-2014.

*2012’de halkın hassasiyetlerini ve milli konuları strese sokan, ikilik yaratan temalar var. Bu temalar yeni anayasa süreci ile yakından ilgili olabilir. Yeni anayasanın 2013 yılında aktif hale gelmesi daha olası.

*3 Temmuz – 23 Ağustos dönemi hem ülke güvenliğini ve iç huzurunu ilgilendiren konular açısından yorucu olabilir.

*Ocak ayı dış politikada yorucu koşullara, zorlanmalara işaret ediyor. 20 Mart sonrasında ise ülkemiz dış politikada çok daha atak ve mücadeleci.

*Ekonomideki dalgalanmalar açısından 20 Ocak – 19 Şubat ve özellikle 20 Nisan – 21 Mayıs arasında daha dikkatli olunması gerekebilir.

*Temmuz sonrasında ülkenin gündemi gerek uluslararası konular, anlaşmalar ve gerekse diplomasi açısından çok yoğun görülmekte. Bu durum Haziran ayında Türkiye-AB ilişkileri açısından çok büyük bir hassasiyet yaratabilir.

*Temmuz sonrasında, uluslararası konular ve sınırdaş komşularımızla ilgili koşullar sürekli gündemde kalabilir. Bu konularda askeri konuları ve orduyu öne çıkaran gelişmeler yaşanabilir.

*Özellikle 23 Ekim – 22 Kasım döneminde yönetimi ilgilendiren, sıkıntı veren, elde olmayan gizli temalar söz konusu

Ana temalar
Zamanın getirdiği olgunluğu, yaşlanmayı ve aynı zamanda gerçeklerle aramızı anlatan Satürn’ün burçlar kuşağında tam bir tur atıp aynı yere gelmesi neredeyse 30 yıl alır. İşte Türkiye 2012 yılında böyle ilginç bir astrolojik gösterge altında kalıyor. O halde 1982-1983 yıllarında yaşanan olayların bir bakıma rövanşını yaşıyor olacağız. Tarihsel açıdan bu yıllar hiç de yabancı gözükmüyor, neredeyse hatırlar gibi oluyoruz. Kuşkusuz akla gelen ilk şeylerden birisi 1982 Anayasası !! Bu asla bir tesadüf değil.

2012 Ekim’ine kadar Terazi burcunda, ülkemizin içişlerini anlatan 4. Evde ilerleyen Satürn kendi konumuna geri dönerken, önümüzdeki bir yıl boyunca hukuksal alanda yeni bir yapılanma içerisinden geçeceğimizi anlatıyor. Bu bakımdan, Mayıs ve Ağustos ayları büyük bir önem taşımakta. Bu aylar arasında yaşanacak gelişmelerin ülkemizin geleceğini, istikrarını belirlemesi açısından çok kritik olacağını şimdiden söyleyebiliriz. Nitekim Satürn Astroloji’de kuralları, düzeni, hiyerarşiyi, sistemleri ve kurumsal yapıları sembolize eder. 2012 Mayıs-Ağustos arasında, özellikle 3 Temmuz – 23 Ağustos döneminin hayli sıcak geçeceğini görüyoruz. Bu tarihler arasında içişlerini, ülkedeki huzuru ve barışı tesis etmek ve dengeli bir sonuç elde edebilmek için tahriklere kapılmamak, terör ile kışkırtacak durumlara karşı fazlasıyla uyanık olmak gerekecek. 21 Haziran’dan sonra başlayacak yeni  gelişmeler içerisinde, halkı ve yönetimi ilgilendiren, milli hassasiyetleri arttıran temaların öne çıkabileceği görülmekte. Toplumu bölen, ikilik yaratan koşullara karşı dikkatli olmak tüm liderlerin farkında olması gereken durumlar sunmakta.




Ülkede huzuru ve dengeyi, hukuka ve anayasaya ait konuların Temmuz’un ikinci yarısından itibaren yepyeni koşullar getireceğini söyleyebiliriz. Bu dönemde milli hassasiyetlerin de önem kazanacağını söyleyebiliriz. Herkesin beklediği gibi 2012 yeni Anayasa açısından çok belirleyici ancak sözünü ettiğimiz dönemlerde gerginlikleri dengelemek ve iç barışı sağlamak bir o kadar önemli ve yorucu bir süreç olacağa benzemekte. Her yıl olduğu gibi, 2012’yi de iki ayrı döneme ayırarak incelemek gerekiyor. İlk bölümü Temmuz’un sonuna kadar, daha farklı temalar ve gelişmeler getiren ikinci bölümü ise Temmuz sonundan itibaren ayrı şekilde değerlendirebiliriz.

Yılın ilk yarısında
Yılın ilk yarısında, 2011’den devralınan gelişmeler içerisindeyiz. 2011’den gelen bu etkiler 5. Ev Akrep konuları ile birlikte, içerisinde diplomasi, dış dengeler, ülkedeki iç dengeleri ve barışı ya da huzursuzluğu anlatan koşullar içindeyiz. Ayrıca önümüzdeki aylarda Başak burcunda uzun süre kalacak ve geri hareket yapacak Mars da özellikle sınırdaş komşularla olan ilişkilerimizin, doğal olarak Suriye, Irak, İran, kısaca Ortadoğu’da bizi yakından ilgilendiren sıcak gelişmelerin güçlü bir gündem yaratacağını görmekteyiz. Bu olayların çoğu zaman kontrol edilemeyen ve gizli kalan yönleri, kayıplar getirebilecek gizli faaliyetler taşıması söz konusu olabilir. Mars’ın geri harekette olacağı 24 Ocak – 14 Nisan arasında sözünü ettiğimiz bu diplomatik ilişkiler ve gerilen dengeler oldukça zorlayıcı olabilir. Hatta 10 Ocak’tan 1 Mart’a kadar geçecek olan sürede devlet yönetimini, ciddi kararları vurgulayan son derece hızlı gelişmeler içinden geçebiliriz. Gerek Ortadoğu ile, gerekse Avrupa ile ilişkilerde diplomatik dengelerin çok hassas kalacağı anlaşılmakta.

Yılın ilk yarısında, yaşanan Akrep profeksiyonu, ülkemizin gündemine dönüşüm, mücadele, ölüm-kalım temaları getirmekte. Bu koşullar özellikle içişlerini, güvenliğimizi ve toprağı ilgilendiren konular açısından büyük önem taşımakta. Aynı zamanda Akrep ülkemizin 5. Evinde yer aldığı için gençleri, çocukları ve sporu ilgilendiren konularla ilgilenmekteyiz. Nitekim sporda şike ve mafya tipi gelişmeler, gençlerle ilgili davalar, Van depremi ardından çocukların zor koşulları halihazırda benzer yansımalar yaratmış halde. Aylık geçişlerde bakıldığında, Ocak ayında ülke içişlerini, devlet yönetimini, toprağı ve dış ilişkilerimizi anlatan konular, Şubat’ta ekonomiyi, yatırımları, borsayı ve aynı zamanda gençleri ilgilendiren gelişmeler, Mart ayında uluslar arası konuları, işçileri, ülke sağlığını, çalışan kesimleri içine alan gelişmeler, Nisan’da özellikle çok kritik biçimde diplomasi ve dış ilişkileri, yönetimi ve liderleri yakından ilgilendiren ani olaylar, Mayıs ayında ekonomik gelişmeleri, piyasaları ve beklentileri anlatan temalar, Haziran’da uluslararası konularda çift durumlar yaratan koşulları, hukuki durumlar ve üniversiteleri içine alan gelişmeler, Temmuz’da ülke yönetimini, milli hassasiyetleri ve hükümeti ilgilendiren gelişmeler, Ağustos’ta hem ekonomik beklentileri, hem de yönetim ve başkanlık konularını içine alan temalar, Eylül’de sınırdaş komşularla ilgili endişeler, eğitimi, halkın sağlığını içine alan temalar, Ekim’de ise gerek diplomasi, gerekse iç işlerini anlatan olaylar içerisinden geçiyor olacağız.

Ekonomiye ait gelişmeler
Geçtiğimiz yılki öngörümlerimizde, 2011’inden ikinci yarısında ekonomideki gelişmelere dikkat edilmesi gerektiğinden ve para politikalarında bazı sıkıntıların ve hataların olabileceğinden söz etmiştik. Bu temalar önümüzdeki aylarda da dikkate alınmalı. Özellikle 20 Ocak – 19 Şubat arasında, benzer şekilde 20 Nisan – 20 Mayıs arasında TL’nin değerine ve finansal sektöre, bankacılığa ya da mali koşullara ait gelişmeler ve gerginlikler daha çok vurgulanmakta. Bu dönemler içerisinde, 13-18 Şubat, 24 Nisan çevresindeki günler ve 13-18 Mayıs arası özellikle dikkatle izlenmeli. Bu dönemlerde, önceki koşullardan kaynaklanan hatalar ya da yanlış beklentilerin düzeltilmesi gereği doğabilir.




Komşular ve uluslararası konular
2011-2012 yıllık güneş dönüşü haritasından görüldüğü gibi, Ay Yay burcunda, 3. evde görülmekte. Bu ülkemizin yakın komşuları ile ilgili olarak uluslararası planda hassas ve dikkatli durumda olacağını anlatmakta. Ay’ın Uranüs’le olan açısı ani olaylara ve dolayısıyla ülkemizin yönetimini de yakından ilgilendiren gelişmelere açık tutmakta. Ancak natal üçüncü evin 12. evimizde, natal 9. evin ise 6. evde yer alıyor olması, oldukça uğraştırıcı konuların gündemde olacağını anlatmakta. Gerek Suriye, gerek İran ve Irak’a ilişkin konuların getirdiği gerilimlerin 2012’nin ikinci yarısında da çok etkin olacağını söylemeliyiz. Zira, 2012 Temmuz sonrasında, aktif hale gelecek olan haritada Yay burcu (uluslararası konular) yükselirken, içerisinde savaş gezegeni Mars’ı görmekteyiz. Göstergeler 2012’ninin ikinci yarısındaki koşulların son derece kaygan ve belirsizlik içereceğini anlatıyor.

Uluslararası konular söz konusu olduğunda bu evi açıklayan 9. eve, Balık burcuna yerleşen Neptün’ünü de gözden kaçırmamak gerekecek. Uluslararası alanda yanlış değerlendirmeler, hatalar ve aldanmalarla karşılaşabileceğimiz bir dönemdeyiz. Neptün somut konular, gerçekçi planlar söz konusu olduğunda dağıtıcı, kararsızlık getiren, yanlışa yönelten, hayal kurduran bir güçtür. Yabancılara ilişkin durumlar, uluslar arası konular ve diplomasi 19 Şubat – 21 Nisan döneminde ve aynı zamanda 21 Mayıs – 21 Haziran geçişinde ülke gündemini çok daha fazla meşgul edebilir. Bu dönemler içerisinde, 20 Mart- 20 Nisan arasında Türkiye kendini dış politikada çok daha atak, güçlü ve lider biçiminde ortaya koymak ve kararlılık göstermek durumunda kalabilir. 2012 Temmuz’una kadar olan döneme bakıldığında ülkemizi en zorlayan dönemlerin 21 Aralık – 20 Ocak arasında dikkat çekeceği görülüyor. Bu süre içerisinde gerek ülke güvenliğini ve iç işlerini ilgilendiren gelişmeler, gerekse dış politikada, komşularla ilişkilerde önemli testlerden geçebiliriz.

Haziran ayındaki Jüpiter-Neptün kare açısı
Yaptığım bir incelemede (A Country with Janus Face, 1999 AA Journal), Jüpiter-Neptün arasındaki açıların her zaman Türkiye’deki politik gelişmeler ve özellikle AB ile ilişkilerde dikkat çekici olaylara karşı geldiğini yazmıştım. Bu yıl 25 Haziran’da gerçekleşecek olan Jüpiter-Neptün karesi benzer şekilde, Haziran ayında ve özellikle son günlerinde Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde kritik bir eşiğe gelmesine neden olabilir. Bu süreç belki de muhtemelen Kıbrıs eksenindeki yeni gelişmelere endeksli olabilir.



2012 Temmuz sonrası neler getirebilir ?
Haziran ayının son günlerinden ve özellikle Temmuz’un son günleri ile birlikte, ülkemizin gündemini meşgul eden yeni koşulların gündeme geleceğini söyleyebiliriz. Bu sürecin aynı zamanda TBMM’yi yakından ilgilendiren yeni Anayasa yapımı çerçevesinde dikkat çekici olduğunu ifade etmiştik. 2012’nin ikinci yarısında ülke gündeminin büyük bir bölümünü uluslararası konular işgal etmeye başlayabilir. Bu olayların ülkemizin gündemini çok yakından etkileyeceğini söylemeliyiz. Kuşkusuz bu durum komşularımızla, İran’la, Suriye ya da Irak’la ilgili olabileceği gibi ülkemizin askeri durumunu ve orduyu da yakından ilgilendirebilir.

2012’nin ikinci yarısı aynı zamanda gençleri ve askerlikle ilgili olanları ve çocukları da yakından konu etmekte. Bu dönemde ana hedefimizin denge, diplomasi, ülkeye ait hassasiyetler, ülkede huzur ve toprağı ilgilendiren konular ekseninde yer alacağı görülmekte. Mars’ın dikkat çeken ve kritik konumu, gerek güneş dönüşü haritasında yükselen burçta olması, gerekse natal Mars’ın güneş dönüşü haritasında tepe noktasının üstüne düşmesi, ülkece dikkatli olma gereğine ve tehdit edici olayların gündeme gelebileceğine işaret ediyor.

Yılın ikinci yarısı için, yıl yöneticisinin 5. evde ve aynı dönemin güneş dönüşü haritasında da 7. evde duruyor olması hem gençleri, halkın oyunu ve TBMM’yi, hem de borsa gibi spekülatif piyasaları hatta turizmi ilgilendiren gelişmelerin bir arada gündeme gelebileceğini göstermekte. Güneş dönüşü haritasında 7. evde İkizler burcundaki Jüpiter’in durumu özellikle diplomaside ve anlaşmalarda, güven uyandırmayan, ikilik ve bölünme yaratan koşulların olabileceğini ve ülke olarak öfke yaratabilecek kışkırtıcı durumların özellikle farkında olunması gerektiğini anlatmakta. Ülke olarak hassasiyetimiz çocuklar ve gençler üzerine yoğunlaşmakta. Bu gelişen koşulların halkı huzursuz edip, endişeler yaratabileceğini söyleyebiliriz.



Yıllık haritada yükselen Yay uluslararası konuların çok önemli boyutta etkin olacağı bir döneme girdiğimizi anlatmakta. Bu durum özellikle Avrupa Birliği ile ilişkilerin ve üyelik süreçlerinin de etkilenebileceği kritik bir süreçte olabileceğimizi anlatmakta. Benzer biçimde, Yay burcu hukuku, üst mahkemeleri, anayasayı içeren konuları, devleti düzenleyen yasaları, üniversiteleri ve akademik konuları da dikkat çekici kılabilir. Anayasaya ait ihtilaflar ya da yeni anayasanın getirebileceği iç huzursuzluklar, içerisinde milli hassasiyetlerin yer alabileceği endişeler söz konusu olabilir. Benzer şekilde, İkizler burcunda düşük durumda, Mars’tan sert açı alan bir Mars, herkesi memnun edecek bir anayasa yapmanın oldukça zor olabileceğini ve tartışmalar çıkarabileceğini anlatabilir. Nitekim Temmuz sonunda itibaren ilerletilmiş Ay’ın Terazi burcuna/4. eve girmesi de benzer hassasiyetleri, denge ve uyum ihtiyacını anlatıyor.

2012 Güneş dönüşü haritasında Akrep burcunda 12. evde yer alan Güneş/Satürn kavuşumu ilginç şeyler anlatmakta. Güneş ve Satürn devleti ve iktidarı, kuralları ve yöneticileri açıklayan göstergeler olduğu için, bu iki gücün 12. evde Akrep’te yer alıyor olması bu konularda çok hoş gözükmemekte. Bu elde olmayan nedenlerle ya da gizli kalan koşullar yüzünden sıkıntılara, kayıplara işaret edebilir. Bu kayıplar yöneticileri ilgilendirebilir.

Benzer şekilde, bu göstergeler gençlerle ilgili konularda, içerisinde halkın oyunun  söz konusu olduğu durumlarda, borsa ve turizmle ilgili konularda da sıkıntılar getiriyor olabilir. Başka bir açıdan bu durum yine yeni anayasanın oluşturulması çerçevesinde ikilikler getirebilir. Ancak öyle gözüküyor ki, yılın ikinci yarısında halkı ilgilendiren alanlarda, içerisinde yasaların olduğu konularda yepyeni bir döneme girmekteyiz. Belki de bu konular anayasanın ilk maddelerinde yer alan ifadelerle ilgili olabilir.

Bu anlamıyla, 21 Mayıs 2012 tarihinde gerçekleşecek olan Güneş Tutulmasının çok önemli olacağını söyleyebiliriz. Bu tutulma İkizler burcunda ve güney ay düğümü yönünde olacak. İkizler’in ülkemizin haritasında gizli kalan konuları gösteren 12. evde olması ülkemiz açısından huzursuz edici, bölücülük ve güvensizlik yaratabilecek gelişmelerin ön plana gelebileceğini anlatıyor. Kuşkusuz bu durum 21 Mayıs-22 Haziran döneminde oldukça karışıklık, ikilem ve tartışma yaratabilir. Ayrıca bu süreçte yine hem uluslar arası hem de sınırdaş komşularımızla  olan ilişkilerin hassasiyeti artmakta. Bu süreçte üniversitelere, akademi dünyasına ait olaylar göze çarpabilir. Uluslar arası konular da benzer şekilde etkin olabilir.

14 Kasım’da Akrep bu kez Akrep burcunda, kuzey ay düğümü yönünde gerçekleşecek olan Güneş tutulması ise özellikle devlet yönetimi açısından yeni başlangıçlara ve yapılanmalara işaret etmekte. Nitekim 5 Ekim’de Akrep burcuna ilerleyecek olan Satürn ülkemiz açısından yepyeni bir dönemin başlayacağına işaret etmekte. Bu belki de anayasaya ilişkin konuların yansıması biçiminde olabilir. Ancak, bu arada Temmuz sonundan itibaren belirgin hale gelmiş olan ve özellikle 23 Ekim-21 Kasım arasında gündeme gelebilecek olayların bazı yıpratıcı ya da gizli kalan ve zorlayan tarafları da söz konusu olabilir.

2012 haritasında dikkatimizi çeken diğer iki gösterge de, hem Merkür hem de Venüs’ün 29 derecelerde duruyor olması. Bu derecenin anlamı bir şeylerin bittiğini, sona ermek üzere iken sıkıntı ve sıkışıklık yaratması şeklindedir. Venüs Terazi burcuna geçecek iken, Başak burcunun son derecesinde kalmış görülüyor. Dünya astrolojisi açısından Venüs’ün pek çok şeyin göstergesi olduğunu söylemeliyiz. Venüs uyumu, dengeyi, birleşme ve barış isteğini, aynı zamanda kültürel konuları, modayı, eğlence hayatını ve kadınları da simgeler. Başak’ta son derecedeki Venüs huzur ve güzelliğe, uyuma kavuşamama durumunu anlatmakta. Ayrıca aynı Venüs, yine Akrep’te 29 derecedeki Merkür’le de partil açı içerisinde. Akrep’teki Merkür de kendini sıkışmış hissetmeyi, sert deneyimlerden geçmiş ve artık özgürleşmek ve hareket etmek isteyen bir durumu açıklıyor. Merkür’ün iletişimi, eğitimi, anlaşmaları, ticareti, ulaşım ve taşımacılığı anlattığı düşünülürse, genel olarak bu dönemde, kendini anlatamama ve bu nedenle tam olarak rahatlayamama, gevşeyememe, sıkışıp kalma gibi durumların komşularla ilişkilerden, devlet yönetimine ait konulara yansıyabileceğini söyleyebiliriz. Özellikle Ortadoğu’da komşularla ilişkilerin tam olarak istenen noktaya getirilememesi, sıkışıp kalınması, aynı zamanda ikili ilişkilerde ve diplomasi alanında gizli kapaklı konuların getirdiği sıkıntılar (Merkür 7. evi yönetmekte ve 12.evde duruyor), gizli faaliyetler, gizli düşmanlıklar yönetim açısından oldukça yıpratıcı olabilir. Öyle gözüküyor ki 2012 boyunca pek çok elde olmayan nedenler, gizli faaliyetler bir dizi yıkıcı ve kışkırtıcı sonuçlar gündeme getirebilirler.

2012’de özgürlüklere ve yapılacak reformlara ilişkin güçlü vurgular da var. Sosyal konularda daha duyarlı, eşitlikçi ve özgürlükçü davranma konusunda önemli atılımların devam edeceği görülmekte. Özellikle 15 Ocak’tan sonra gittikçe daha belirgin biçimde gündeme gelecek olan bu gelişmeler yıl boyunca etkisini gösterecek. Bir açıdan da, geçmişle ilgili hesaplaşmalar toplumsal planda huzursuzluklara da yol açabilir. Daha akılcı, daha demokratik ve yenilikçi olmak konusunda dengeli yaklaşımların ortaya konması gerekiyor. Benzer şekilde, 6 Nisan sonrasında gerek eğitimde, gerek medyada ve politikadaki düşünce kalıplarında daha özgürlükçü ancak bir yandan da ayrıştırıcı, milli hassasiyetleri tedirgin eden koşullarla da karşılaşabiliriz. Özellikle Haziran ve Temmuz aylarının bu açıdan dikkat çekici dönemler olduğunu görüyoruz. Kuşkusuz bu gelişmeler yeni anayasa sürecine ait tartışmaların da etkin bir şekilde gündemde olacağını gösteriyor.

Aylık bazda değerlendirmeler

Ocak
21 Aralık’tan başlamak üzere, 20 Ocak’a kadar olan dönemde dış siyasetten, ortaklıklardan, anlaşmalardan kaynaklanan konuların, devlet düzeyinde önemli durumları gündeme getirebileceğini söyleyebiliriz. Bu dönemde dış politik gelişmeler ülke içerisinde ciddi konulara yol açabilir. Benzer biçimde, yine bu dönemde içişlerini ilgilendiren, devleti, yurttaki huzuru zorlayan koşullarla karşılaşılabilir. Daha depresif ve gerçekçi olunmayı gerektiren bir dönemde olabiliriz. Ocak ayında ülke yönetimini, liderleri ilgilendiren konuların gündemde sıkıntılar yaratabilmesi söz konusu.

20 Ocak’tan başlayarak bu kez, ekonomiyi ve finansal piyasaları içine alan gelişmelerin ülke gündeminde önemli bir yansıması olabilir. Bu dönemde ekonomik beklentileri çok iyi tartmak gerekmekte. Uluslararası gelişmeler de bu gündemin önemli bir parçası olabilir. Merkez Bankası’nın alacağı kararların ve nasıl bir tepki vereceğinin önemi yüksek. Mali alanda, kamu harcamaları konularında ve spekülatif piyasalardaki olaylar ekonomi politikalarını yakın plana getirebilir. 2011’de yapılmış olan hataların ya da yanlış değerlendirmelerin sonuçlarını da bu dönemde görebiliriz. Özellikle 15-20 Şubat günleri arasındaki gelişmelerin ekonomi politikalarına karmaşalar getirmesi mümkün gözüküyor. Ayrıca bu dönemde gençleri ve çocukları içine alan gündemler de söz konusu olabilir. Benzer şekilde, meclisin gündemine gelen konular ve reform tasarıları da dikkat çekebilir. Tüm bunların yanısı sıra, 24 Ocak’tan itibaren geri gitmeye başlayacak olan Mars, özellikle yakın ve sınırdaş komşu ülkelerle ilgili streslerin artabileceğini anlatıyor. Bu durum doğal olarak Ortadoğu’da Suriye, İran, Irak’la ilişkilerimizi yakından etkileyebilir.

Şubat
20 Şubat’a kadar olan dönemde yukarıda sözünü ettiğimiz ekonomiyi, finansal piyasaları ilgilendiren gündemin etkin olduğunu görebiliriz. Borçlar, krediler, bankacılık sistemine ait gelişmeler dikkatle izlenebilir. Aynı zamanda sınırdaş komşularımızla olan koşulların zorlandığı ya da daha çok huzursuzluk getirdiği bir süreçte olabiliriz. Şubat ayında Neptün’ün Balık burcuna geçecek olması özellikle uluslar arası politikada ve diplomatik alanda yanılgı taşıyan yaklaşımlara ve pek gerçekçi olmayan beklentilere kendimizi kaptırabileceğimizi anlatmakta. Dış işlerinin çok daha dikkatli hareket etmesi gereken bir dönemde olacağız. Ayrıca bu dönemde, üniversitelerde, akademi dünyasında ve genel olarak basında ortaya konan düşüncelerin kafa karıştırıcı olması ya da dünya görüşü ve inançlar düzeyinde dalgalanmalar, karmaşalar yaratması da mümkün. YÖK’e ilişkin konular benzer şekilde karmaşık ve yanıltıcı gündemler getiriyor olabilir.

20 Şubat’tan itibaren uluslararası gelişmelerin yönetsel açıdan karmaşa getirmeye devam edebileceği bir süreçte olabiliriz. Bu dönemde hem hukuki konular, hem de çalışan kesimleri, işçi ve memurları ilgilendiren gelişmeler de gündeme gelebilir. Polisi ya da askeri konuları gündeme taşıyabilecek durumlarla karşılaşabiliriz. Devlet dairelerini, organizasyonel konuları, sağlık, hastaneler ya da sosyal güvenlik kurumlarını içine alan gelişmeler ve değişiklikler de söz konusu olabilir. Bu arada Şubat ayının son günlerinde özellikle 25 Şubat civarında gerek iç işlerini, ülke güvenliğini ve terörü gündeme getirebilecek koşullar özellikle yakın komşularımızla ilişkiler açısından risk taşıyan olayları konu edebilir.

Mart
20 Mart’a kadar olan dönemde yukarıda sözünü ettiğimiz gelişmelerin gündemde kalmaya devam edeceği görülmekte. Ancak aynı zamanda, sınırdaş komşularla ilgili gelişmeler, uluslar arası açıdan gündemi etkileyen ve karmaşık durumlar yaratabilecek durumlarla karşı karşıya olabiliriz.

Mart ayının ikinci yarısının özellikle 20 Mart, 22 Mart sonrasının ülkemiz açısından son derece hareketli ve kritik gelişmeler getirebileceğini söyleyebiliriz. Bu dönemde yönetimi, liderleri, hükümeti ilgilendiren konuların hızlı biçimde ön plana geçtiğini görmekteyiz. Aynı zamanda bu dönemde Türkiye dış politikada ve diplomaside çok daha atak hatta agresif davranmak durumunda kalabilir. Yeni bir liderlik anlayışının da şekillenmeye başladığını görebiliriz. Bu dönemde hala geri gitmekte olan Mars, yine Ortadoğu ülkeleri ya da komşularla ilgili konularda dikkat edilmesi gereken süreçlerin devam ettiğini gösteriyor. 20 Mart sonrasında, ülke güvenliğini ve milli konuları ilgilendiren gündemlerin yönetim açısından önemli bir ivme kazandıracağını söyleyebiliriz.

Nisan
Nisan ayında da, 20 Nisan’a kadar olan sürecin, Mart ayından devralınan koşullarla şekilleneceği görülmekte. Gerek yönetimi ve hükümeti ilgilendiren konular, gerekse dış politikaları ve anlaşmaları etkileyen, diplomatik açıdan da çok hareketli bir dönemde olacağız. 14 Nisan’dan itibaren Mars’ın düzgün harekete dönmesi ile birlikte, sınırdaş komşularla ilgili gelişmeler yeni bir düzleme oturabilir ve daha iyi öngörülebilir hale gelmeye başlayabilir. Özellikle 10-12 Nisan günlerinde, ülkemizi diplomatik açıdan ilgilendiren konuların yanında, bir yandan da iç işlerini meşgul eden engellerin ve huzursuzlukların aşılması için önemli adımlar atılabileceğini söyleyebiliriz. Bu dönemde reformlar, düzenlemeler ve aynı zamanda anayasa sürecine ait gelişmelerin daha belirgin bir hız kazanacağını görebiliriz.

20 Nisan sonrasında bu kez ekonomik gelişmelerin ve piyasaları, uluslararası gelişmeleri ilgilendiren konuların yeniden gündeme geleceğini görmekteyiz. Bu ekonomik açıdan özellikle kritik bir geçiş olacağa benziyor. Geleceğe yönelik beklentiler ve planlar çerçevesinde, finansal alanda önemli kararlar alınabilir. Tıpkı 20 Ocak – 20 Şubat arasında yaşanan olaylara bir reaksiyon ya da düzeltme anlamında yeni politikaların gündeme getirilmesine tanık olabiliriz. Bu bakımdan, 24-25 Nisan günlerinin çok önemli olduğunu söylemeliyiz. Bugünlerde yabancıları da içine alabilecek gelişmeler, kredi kuruluşları ya da rating kuruluşlarına ilişkin temalar vurgulanmakta. Parasal açıdan, ekonomik bakımdan daha önce yapılan hataların telafisi bakımından ve özellikle ekonominin sınırlarını anlayabilmek açısından yatırımcıların yeni bir bakış açısı kazanması gereken bir dönemde olacağız. Ancak bu arada Nisan’dan başlayarak Temmuz’a kadar olan süre içerisinde genel bir belirsizliğin ve neredeyse her konuda oynak koşulların devam edebileceği anlaşılmakta.

Mayıs
Ekonominin genel durumu, piyasaları ilgilendiren süreçlerin 20 Mayıs’a etkinliğini ve hassasiyetini sürdüreceğini söyleyebiliriz. Mayıs ayında aynı zamanda iç işlerini, ülke huzurunu zorlayabilecek temalar dikkat çekmekte. 20 Mayıs civarında bu etkilerin çok daha yoğun şekilde yaşanabileceğini görebiliriz. Anilik taşıyan, beklenmedik gündemler sarsıcı olabilir.  Toplum içinde kışkırtıcı olabilecek, teröre ya da şiddete yol açabilecek gelişmeler söz konusu olabilir. Bu bakımdan, her açıdan daha sakin ve kontrollü düşünmenin gerekli olabileceği bir dönemde olacağımız anlaşılmakta. Bir yanda sivil örgütleri ilgilendiren gelişmeler, diğer yandan meclisi ve geleceğe yönelik tasarıları, yasaları içine alan kararlar ülke gündemini fazlasıyla meşgul edebilir.

20 Mayıs ve özellikle 29 Mayıs sonrasında bu kez ülke gündeminin dış politik gelişmeler yüzünden ayırıcı ve zorlayıcı bir döneme girdiğini görüyoruz. Bu yeni süreçte perde arkasında ya da gizli kalan durumlar, gizli faaliyetler huzursuz edici olabilir. Yer altı örgütlerine ait konular, içerisinde hukukun ve yüksek mahkemelerin olduğu gelişmeler gündemde yer alabilir. Özellikle 21 Mayıs’ta gerçekleşen Güneş tutulmasının terör faaliyetlerini ya da toplumu bölen, ayrışma yaratan unsurları yakından ilgilendireceğini söylemeliyiz. Aynı zamanda uluslararası konularda, ilişkilerde güvensizlik ve ikilik yaratan temalar içerisinde olabiliriz. Özellikle bu koşulların Haziran’ın ilk günlerinde daha yorucu bir hal alabilir.

Haziran
4 Haziran civarında, pek çok alanda ikilik ve huzursuzluk yaratan koşullar dikkat çekiyor. Bu koşullar uluslararası konulardan, medyaya, hukuki konulara, üniversitelere ve aynı zamanda halkın inanç ve dünya görüşünü etkileyen konulara, genel olarak basına kadar geniş bir yelpazede belirsizliklerin, gizli kapaklı olayların yaşanabileceğine işaret etmekte. Doğal olarak bu dengesizlikler hukuka ya da anayasa sürecine ait olabilir. Anayasa sürecinde gündeme gelen reformların ya da önemli değişikliklerin yorucu ve yıpratıcı tarafları olabilir. Nitekim ülkemiz bu dönemde milli hassasiyetlere dikkat etmek durumunda. Benzer şekilde, bu dönemde hala sınırdaş koşularla ilgili konular, uluslararası platformda daha fazla yankı buluyor olabilir. Haziran ayından itibaren toplumu, toplumun bütünlüğünü, genel olarak halkı çok yakından etkileyen gelişmelerin gittikçe artacağını söyleyebiliriz. Bu süreç Haziran’dan başlamakta, Temmuz ayında iyice yükselmekte, ardından Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında devam ettikten sonra, Kasım ayında da yine dikkat çekici boyutlara ulaşmakta. Bu açıdan Haziran ayı ile birlikte, hukuku, yasaları, mahkemeleri içine alan konuların çok önemli gündem maddeleri yaratacağını söylersek yalan olmaz. Ancak bu koşulların toplumu geren yanlarının da önemli olduğunu bir kez daha vurgulamalıyız.

20 Haziran ve özellikle 29 Haziran sonrasında gerek halkı, halkın güven duygusunu, huzuru ve içişlerini ilgilendiren konularda yeni adımların atıldığını görebiliriz. Bu dönemde milli temalar had safhaya ulaşmakta. Bu hassasiyet bir yandan sınırdaş komşu ülkelerle de alakalı olabilir. Halkı ilgilendiren temalar, ülke güvenliğini söz konusu eden olaylar yönetim ve hükümet açısından en önemli gündem maddesi olarak görülmekte. Benzer şekilde, bu dönemde ülkemiz dünya karşısında da benzer temaları öne çıkarmakta.

Temmuz
Temmuz ayı ve özellikle Temmuz sonundan itibaren ülkemizin gündeminde yeni trendlerin ortaya çıkacağından yukarıda söz etmiştik. Bu oluşumlar hem uluslar arası konuları, yabancıları, hem de aynı zamanda hukuki konuları gündeme getirebilir. Ancak öyle gözüküyor ki, anayasaya ait gelişmeler aslında 2013 yılına kadar da sarkabilir. Bu bakımdan Temmuz ayı ile birlikte, ülke gündeminin fazlasıyla ısınabileceği anlaşılmakta. 3 Temmuz’da Terazi burcuna ilerleyen Mars, 23 Ağustos’a kadar ülkemizin topraklarını, ülke güvenliğini ve iç huzurunu anlatan 4. evinde ilerliyor olacak. Satürn’ün de bu evde yer alıyor olması gerginlikleri çok daha fazla yükseltmekte. Mars’ın bu geçişi barışı zorlaştırmakta. Aynı zamanda, ülkemizin 2012-2013 yıllık haritasındaki yükselen burçta Yay’da yer alan Mars, hukuka, yasalara, anayasaya ait konuların yoğun tartışmalar ve ikilikler getirebileceğini ifade etmekte. Bu haritada tam karşı karşıya duran Mars ve Jüpiter, yasal süreçlerde karşıtlıkları ve fikir ayrılıklarını anlatıyor olabilir. Aynı zamanda Jüpiter İkizler burcunda düşük durumda olduğu için büyük ikilik yaratan koşullara da işaret etmekte. Dolayısıyla bu dönemde toparlayıcı olabilmek ve belirli bir konsensüs yaratabilmek oldukça zor. Bu durum ancak tarafların iyi niyetlerine bağlı gözükmekte.

20 Temmuz sonrasında ekonomiyi ilgilendiren konuların bir kez daha dikkat çekici bir şekilde gündeme gelebileceğini görüyoruz. Bu dönemde, artan harcamaları ve bütçeye ait konuları daha hassas bulabiliriz. Özellikle bu durum Ağustos ayına da yansımakta. Ayrıca bu dönemde, yöneticilere ve ülke yönetimine ait tartışmalar, başkanlık modeli ya da mecliste konu olabilecek diğer tartışmalar gündeme yansıyabilir. Yine bu dönemde, ülkemizin içinde bulunduğu kuruluşlarla, örneğin NATO ya da diğer birliklerle ilgili gelişmeler dikkat çekici olabilir.

Ağustos  (2012 Ağustos'unda Türkiye'ye ilişkin öngörümlerimi ayrıca güncelleyeceğim)
Temmuz ayının son günlerinden itibaren, Ağustos ayı içerisinde daha belirgin hale gelecek şekilde, bir yandan uluslararası konuların, bir yandan da hukuki konuların çok daha dikkat çekici şekilde vurgulandığı görülmekte. Ağustos ayının 14, 15’i civarında ülkemizi diplomatik açıdan etkileyen ve gerginlik yaratabilecek olayların söz konusu olabileceğini söyleyebiliriz. Bu koşullar özellikle 23 Ağustos sonrasında sınırdaş komşularla olan ilişkilerimizi yakından ilgilendirmeye başlayabilir.

Eylül
23 Eylül’e kadar olan dönemde, diplomatik açıdan önem taşıyan konuların gündemde yoğunlaştığını görmekteyiz. Ancak pek çok belirsizlik ve gizli kalan konular da dikkat çekmekte. Tüm bu gelişmeler içerisinde uluslararası konuların da önemli bir etkisi olabilir. Bu dönemde, Mars’ın Akrep burcunda olması askere ait konuların önemine de işaret etmekte. Ülkemiz açısından diplomatik alanda daha güçlü durulması gereken bir dönemdeyiz.

23 Eylül sonrasındaki koşullar ise hem daha ciddi olmayı hem de diplomatik alanda kontrollü hareket etmeyi gerektirmekte. Bu yeni dönemde, gerek toprakları ve yurtiçi güvenliğini ilgilendiren konular, gerekse geleceğe yönelik hedefler, beklentiler bir arada değerlendirilmeli.

Ekim
5 Ekim’de Satürn’ün Akrep burcuna ilerlemesi ile birlikte, devleti ilgilendiren konularda yeni bir yapılan dönemine girileceği anlaşılıyor. 23 Ekim’e kadar olan süreçte hep daha kontrollü ve sorumluluk taşıyan vurgular yer almakta. Bu dönemde iç işlerini ilgilendiren, iç işlerinde, halkın huzurunu ve güvenini anlatan temalar öne çıkmakta. Benzer şekilde, gerek iç siyasette gerekse dış ilişkilerde önemli kararların alınabileceği bir dönemdeyiz. Bir süredir çok daha aktif hale gelen dış işlerine ait gelişmelerin bu diplomatik kararlar üzerinde etkisi çok önemli olabilir.

Ancak 23 Ekim sonrasındaki koşullarda, devleti ve yöneticileri ilgilendiren olaylar açısından sıkıntılı koşullar görmekteyiz. Bu koşullar Kasım ayında da devam edecek gibi gözükmekte. 23 Ekim’den sonra halkın tercihlerini, genel olarak halkı sıkıntıya sokabilecek durumlar gündeme gelebilir.

Kasım
22 Kasım’a kadar olan dönemin sıkıntılı ve yıpratıcı koşullar getirdiğini görmekteyiz. Bu süreçte, yönetimi ve yöneticileri zorlayan, elde olmayan nedenlerin, bitiş ve sonlanmaların olabileceği anlaşılmakta. Aynı zamanda bu dönemde gençleri, eğlence dünyasını, genel olarak ekonomide spekülatif konuları ilgilendiren ancak zorluklar getirebilecek durumlar yaşanabilir. Ayrıca Ekim ayından başlayarak yabancılarla, uluslar arası konularla bağlantılı mücadelelerin de devam etmekte olduğu görülüyor.

Ancak 22 Kasım’dan sonra özellikle uluslar arası konularda daha aktif ve girişimci olunabilecek bir dönem söz konusu. Benzer şekilde bu dönemde orduyu içine alan konuların da ön planda kalacağını görmekteyiz. Söz konusu gelişmelerin Aralık ayında da etkin kalacağı anlaşılmakta.

Aralık
6 Aralık civarı sözünü ettiğimiz ve ülkemizi dış politikada ve hukuki konularda zorlayan süreçler açısından önemli tarihler olarak görülebilir. Aralık ayında dış politikanın ve anlaşmaların, ilişkilerin ülke gündeminde önemli bir yer tutacağı anlaşılmakta. Ancak bu dönemde bizi bağlayan koşullar ya da bir yandan da güvensizlikler, ikilik yaratabilecek unsurlar söz konusu. Dış politikada ve uluslar arası konularda çözülmesi gereken problemler ön plana gelirken, 22 Aralık sonrasında, ekonomi alanında dikkatli adımlar atılması, ekonomiye ait gelişmelerin dış politik konulardan ya da anlaşmalardan kolayca etkilenebileceği anlaşılmakta.
 
Bu değerlendirmeler 19 Aralık 2011 tarihinde yazıldı. Bu sayfadaki bilgiler hiç bir şekilde kopyalanamaz ve izin alınmadan başka bir medya ortamında kullanılamaz. Tüm hakları saklıdır. R. Hakan Kırkoğlu

 


 


2016`da Türkiye...
2015`te Türkiye...
Mevlana:Astrolojik bir portre...
2013`te Türkiye...
2012`de Türkiye...
Neptün Balık`ta...
2011`de Türkiye...
2010`da Türkiye...
Kova`da üçlü kavuşum - Melanie...
Satürn-Uranüs Karşıtlığı- Mela...
 
Ekle
Çıkart
e-Posta adresinizi yazın
Copyright © 2003-2017 R.Hakan KIRKOĞLU Bucks - Digital Media Publishing Agency