Darcy Woodall ile Söyleşi
 

Çevirisi için Astrobil'den Meltem Sözübir'e teşekkür ederiz.

Darcy Woodall’la  geçtiğimiz Ekim ayında Los Angeles’da yapılan ISAR 2003 Konferansı’nda tanıştım. İlk bakışta bile – biz Ekim ayından önce de İnternet’te yazışmaya başlamıştık – onun Astroloji’ye olan tutkusunu ve kendini adamış tutumunu hissedebilirsiniz. Kendisi New York’lu ve Astroloji’yle yirmi yıldan fazla bir süredir ilgileniyor. Darcy , Astroloji dünyasının oldukça prestijli ve tanınmış okullarından Faculty of Astrological Studies  www.astrology.org.uk   tarafından 2002’de Altın Madalya ile ödüllendirildi.

Kendisinin, Astroloji’nin eğitiminden, bu sanata ait sosyal yanların örgütlemesine kadar her alanda önemli görüşleri var. Onun, bu tutkulu çalışmasında doruk noktasına ulaşmak için dolu dizgin giderken, çok yakın bir zamanda da Amerika’daki en geniş Astroloji şemsiyesi olan NCGR’ın (National Council for Geocosmic Research- Ulusal Jeokozmik Araştırmalar Kurulu) www.geocosmic.org Yönetim Kurulu’na seçilmesi şaşırtıcı değil.

Türk okuyucuları ve astroloji öğrencilerini, Atlantik’in ötesinde neler olup bittiği hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaları için, onun görüşlerini dinlemeye davet ediyoruz. Darcy yoğun astroloji programının ortasında, bizi kırmayarak Astrobil’in görüşme talebini kabul etti.

Hakan: Sevgili Darcy, bildiğim kadarıyla, senin astrolojiye olan benzersiz yaklaşımın, geçmişten beri süregelen felsefi öğretilerle paralel ve mitler ve arketipsel metaforlarla zenginleştirilmiş. Bize lütfen kendi danışmanlık tekniğinle ilgili  ipuçları verebilir misin ? Görüşmelerinde  tutarlı bir senteze nasıl ulaşmaktasın ? Senin kişisel mitlerin de önemli bir katma değer oluşturuyor.

Darcy: Her  danışmanlık görüşmesinde benim yaptığım ilk şey, danışan kişiyle “şu an” diye adlandırabileceğimiz konumda –kapıdan girdiklerinde bulundukları yerde ya da görüşme boyunca bulundukları yerde olmak -  tanışmak oluyor. Bu şu görüşten kaynaklanıyor ; her bir an, o ana özgü özelliklerle kendini ifade etse de, eninde sonunda zaman ötesi bir gerçek olan “arketipsel alan”lardan oluşmaktadır . Tabii ki görüşme öncesinde, doğum haritasındaki önemli oluşumları, transitleri, ilerletimleri, görüşme sırasında atıfta bulunulmasında yarar olabilecek ve önemli bir yaşam deneyimi oluşturmuş ve şu anki astrolojik görünümlerle de bağlantısı olan geçmişteki  dönemleri (ki kendini önemli transit ve progreslerle gösteriyor) anlamak için elimden geleni yapıyorum. Kişinin yaşamına anlam kazandıran ve tekrarlayan yapıları ve döngüleri araştırmaya çok fazla yöneliyorum. Fakat bildiğin gibi, herhangi bir haritanın incelenmesi sonu olmayan bir  araştırma, ve bizler, her biri yaşamın farklı alanlarını açığa çıkaracak, görünüşte sonsuz sayıda araca sahibiz, dolayısıyla danışan kişi kapıdan içeri girdiğinde, bunlardan hangisinin kendisini göstereceğini bilmemiz olanaksız. Bu yüzden, beklemem gerekir – bu ancak görüşme esnasında ortaya çıkacaktır.

 Bence, bir kişinin kendi haritasını nasıl ifade ettiğini derinlemesine dinlemeyi öğrenmek, astrolojik çalışmaların ve uygulamaların yeterince önem verilmemiş bir boyutu. Görüşmenin ilk dakikalarında (ve randevunun ayarlandığı ilk konuşmada da ) kişinin tininden – ya da ruhundan-  o anda ortaya çıkan  ve “bilinçdışı iletişim” diyebileceğimizi “işaret”lere çok dikkat ederim. Çünkü her zaman iki farklı iletişim düzeyi hüküm sürer – kişinin danışmanlık için başvurduğunda “neden” olarak gösterdiği dışsal seviye ve benim asıl duymaya ve görmeye çabaladığım ezoterik ya da okült (gizli) seviye.Bu her zaman çok açık değildir- ama dikkatle dinlerseniz, oradadır. Kişinin gerçekten önemli olan şeyi – bilinçsizce- nasıl aktardığı hayret vericidir. Ben onların neye ihtiyaçları olduğunu ve ne istediklerini öğrenmek isterim ve bana göre “duymaları gereken” şeyi söylemek rolünü oynamaktan kaçınırım. Yani iyi dinleme ve haritanın gerçekte ne söylediğini duyma becerisi önemlidir. Ve bir yandan bu işaretleri dinlerken ve izlerken, diğer yandan da bu “işaret”lerin haritada nerede olduğunu bulmaya yoğunlaşırım. Bu işaret hangi arketipsel gereksinimi temsil ediyor ? Bunun yanıtını bulduğumda da, haritaya rahatça güvenebilirim : artık neyin dışarı çıkarılması –bir şekilde bilinç düzeyine getirilmesi ve aydınlatılması-
gerektiğini bilirim.

Örneğin, kişi gelip, metroda başından geçen,  görünürde önemsiz bir olayla ilgili bir şeyler anlatmaya başladığında – görüşmeye gelirken metroda “yolunu kaybettiği” ya da inmesi gereken durağı kaçırdığı gibi- bu öykünün arketipsel düzeyde yaşamlarında önemli bir şeyin özünü içerdiğini ve bu konuya görüşmede bir şekilde değinileceğini bilirim. Yaşamlarında “doğru” yönü bulmakta güçlük mü çekiyorlar ? Nerede “duracaklarını” bilemiyorlar mı ? Belki de kronikleşmiş bir kalıbın içinde hapis olmuşlar – İçinden çıkmayı beceremedikleri ya da çıkmayacakları bir döngüye mi yakalanmışlar ?- Bir şekilde kendi düşünceleri ya da belki de başkalarınca verilen tavsiyeler yüzünden yanlış yollara mı sürükleniyorlar ? Bir şeyi gözden mi kaçırıyorlar ? Ben aynı zamanda  kötü yönlendirme yapan bir kişinin durumuna düşmemek için – benim söylediğim bir şey yüzünden doğru treni kaçırmalarını da istemem ! -çok dikkatli olmam gerekeceğini de bilirim. Belki sadece havanın soğuk oluşundan yakınıyorlar – bu durumda, belki de kendilerini donmuş (Satürn)ya da bir anlamda çakılıp kalmış hissediyorlar ve ben kaçınılmaz olarak – ya doğum haritasında, ya da transit  veya progresslerde farkedilmeyi bekleyen. - çok Satürnyen bir şey bulacağım  Her durumda, önemli bir ipucu almış olurum ve tabii ki geri kalanını da harita söyler. Bir çok şey olabilir –olasılıklar sonsuzdur !- Ve harita her zaman bana küçük hikayenin ne hakkında olduğunu söyler.Üstelik bu öykü ya da durum
kendini sunduğunda mutlaka bir mitsel öğe de içerir. İşte bu benimle danışan kişi arasındaki temas noktasıdır ve burası hareketin ya da diğer bir deyişle “psijik dönüşüm”ün meydana geleceği yerdir.Eğer bunun açıklamasını haritada  bulabilirsem, burası görüşme boyunca yoğunlaşacağım alandır.

Kişilerin bir astroloğa gelmesinin altında yatan en temel nedenin, varlıklarının en derinindeki özgün boyutun görülmesine ve tanınmasına ve yaşadıklarının bilincinde olmaya duydukları özlem olduğuna inanıyorum. Bu nedenle, kişiler astrologa hayatlarında bir şeyin “eksik” olduğu duygusuyla gelirler ve bu eksik şeyi bulmalarına yardım edecek birini (astrolog) bulmak isterler. Bu eksik şeyi görmek için. Bu nedenle artık tüm haritayı kapsayacak yorumlar yapmayı bıraktım – o anda kişilerin hayatındaki en önemli konuyu bulmaya çalışıyorum ve bu özel boyutla somut olarak başa çıkacak yaratıcı yollar keşfetmeye çalışıyorum ve arketipsel betimlemelerin- mitler, masallar, kahramanlık gösterileri-  çok faydası oluyor. Özellikle, korku ya da acı veren bir şeyle uğraşırken, bir mit , bir masal ya da güçlü bir kişilik hakkındaki bir öykü bile yol gösterici olabilir, bulunulan (çıkılması mümkün değil- olanaksız!)durumdan kurtulma yolları hakkında yaratıcı imgeler sağlayabilir. Bu beni somut yanıtlar verme tuzağına düşmekten de kurtarır. Özgün bir hayat yaşamak için duyulan ruhsal özlem, saygı duyulması ve dikkatle ele alınması gereken çok kuvvetli bir istektir.

Tabii ki tüm bir görüşme seansını, mitleri tekrarlayarak  harcamıyorum – fakat bazen bir mite atıfta bulunabilirim ya da görüşmeye gelen kişiye kendi durumunu başka bir perspektiften görmesini sağlayacak – ve bu olayın üstesinden gelinmiş olduğunu umduğum - özel bir miti okumasını önerebilirim. Görüşmeden ayrılırken kişinin – çok zor bir Satürn ya da Pluto transitinin ortasında bile olsa – umutla ve yaratıcı olasılıklarla ayrılması çok önemlidir. Yaşanılan bu güçlüklerin ve zorlukların bir anlamı olduğunu, ve kısa vadede bu “acı gerçekler”i belirli bir ölçüde kabullenmelerinin kendi gelişimleri için gerekli olduğunu anlamaları gerekir,  bu zorluğun, kendi içinde, çözümüne ait tohumları da içerdiği duygusu da çok önemlidir. Mitlerin, ruhsal uygulamaların ve felsefenin çok büyük faydası olabilir.

Hakan: Sen  aynı zamanda Assisi Derneği tarafından verilen  “the Archetypal Dynamics of Self-Organization” sertifikasına da sahipsin. Bu konuda bizi biraz aydınlatabilir misin ? Çalışmalarında bunun rolü nedir ?

Darcy: Bu benim için çok heyecan verici bir çalışma ! Assisi Derneği’nin çalışması Jung’cu analist Michael Conforti tarafından örgütlenmekte ve geliştirilmekte. Bu çalışmanın tüm amacı, bir dizi psikoloğu, din bilimciyi, şifacıyı (hem geleneksel tıp doktorları hem de birçok farklı alternatif tedaviyle uğraşan uygulamacılar), sanatçıyı, ve bana oldukça şaşırtıcı gelen Mae Won Ho (biyoloji), David Peat (Fizik), Rupert Sheldrake (morfoloji) gibi ileri gelen bilim adamlarını ve daha pek çok kişiyi yaşamımızdaki arketipsel yapıların çok çeşitli açıklamalarını ortaya çıkartmak için bir dizi konferans ve seminerlerde bir araya getirmek. Çalışmanın temeli şu önerme üzerine kurulmuştur ; Jung’ın da “psychoid” boyutla ilgili tartışmalarında belirttiği ve “yeni bilimler”in geliştirdiği bir çok teoriyle onayladığı gibi, maddeyle, psişe arasında yaşamın tüm ölçeklerinde varolan bir ortak etkileşim mevcuttur.

Bu çalışmaların benim çalışmalarım üzerindeki etkisi çok büyüktür. Öncelikle, bu çalışmalar,  sadece astrolojik sembolizmi daha derinden anlamamı sağlamakla kalmadı,   daha da önemlisi, kişilerle bulundukları yerde tanışmama daha fazla olanak sağlayan, harikulade bir metaforlar dizinine ulaşmamı sağladı. Eğer mitlerdeki imgeler onların ilgisini çekmezse, o zaman dinamik sistem teorisi (kaos teorisi), biyoloji ya da yeni fizikteki imgelere başvurabilirim. Uranüs’ten “rahatsız edici” ya da “ ani ve kontrol edilemeyen değişim” diye bahsetmek yerine – ki bu kişileri korkutur, kaos teorisindeki metaforlara  dönebilirim- örneğin, Uranüs’ün işlevini, arketipsel alanda ya da havuzun giderinde oluşan “perturbation – bir gök cisminin hareketinde başka bir gök cisminin etkisi ile oluşan düzensizlik” olarak anlatabilirim. Bu, konuyu yine astrolojiye getirir- ama nedensel ve makine gibi  bir tutumla değil. Bu aynı zamanda benim, bir sistemi götüren arketipsel alanın gücünü anlamama da yardım eder,  - ve bu güçler (bu durumun tam ortasındayken  çok korkutucu gelse de) inanılmaz bir üretkenliğe   ya da daha da yıkıcısı, entropik (gittikçe enerjisini tüketen) bir duruma sevk etme kapasitesine sahiptirler  Tuzaklara karşı dikkatli olmalıyız. Kaos Teorisi’nden ve  yeni fizikten özellikle dışsal gezegenlerin –7 geleneksel gezegenden bazı konularda farklı olmaları gerektiği biz astrologlar tarafından henüz anlaşılamayan-anlamını kavramama ve anlatmama yardım eden bazı metaforlar bulmaktayım. Bunda – yani insan aklının maddeyle olan ilişkisindeki inanılmaz kapasitenin farkında olmakta -her zaman “görünmeyen “ element -  ya da büyük fizikçi David Bohm’dan ödünç aldığım deyişle, “dahil eden düzen”in her zaman büyük önemi vardır. Bu sadece, bizim çok güçlü olduğumuz, gerçeği farklı perspektiflerden görebilme kapasitemizi, neyin “gerçek” olduğuna ayarlama becerisini anlamak değildir, ve tabii ki astroloji hepimizde varolan bu kapasitenin geliştirilmesinde çok zengin bir potansiyele sahiptir.

Ve bu perspektifi bir astrologdan daha iyi kim anlayabilir ? Biz Satürn’ün arketipsel ilke olarak büzülme ve katılaşma, psikolojik düzeyde korku ve yalnızlık olduğunu, fiziksel düzeyde sıkışma ve soğukluk olarak deneyimleyeceğimizi,  doğada ise kendini tüm organizmayı felç edebilecek zehirli maddeler ve kayalarla  gösterdiğini ve yine spritüel düzeyde tezahür ve enkarnasyon ilkesini tanımlayabileceğini biliyoruz ! Benim içim çok doyurucu bir deneyim – çünkü disiplinlerarası bir çalışmanın tam ortasında bulunan bir önermeye dayanıyor – hayatımda ilk defa, çok farklı geçmişlerden ve mesleklerden gelen insanlardan oluşan bir toplulukta yer alıyorum ve tamamen bir astrolog olarak kabul ediliyor ve saygı görüyorum ! Ve astrolojiyi tam olarak bilmeseler de – bu konuyla ilgili doğuştan gelen bir anlayışa sahipler-  daha bilinen alanlarda çalışan ve  başka türlü onlara ulaşma şansımın olamayacağı ilginç insanlarla yaptığım görüş alışverişleri hiç bir şeyle ölçülemeyecek denli kıymetli.

Hakan:  Eğitim ve ders vermek de çalışmalarının önemli bir parçası. Sağlam bir astroloji eğitimi için gereken ideal durumu bize nasıl tanımlarsın ? Hepimizin bildiği gibi bir çok astroloji eğitim programı var, dolayısıyla senin kendi çalışmalarındaki anlamla, Faculty of Astrological Studies’deki çalışmalarındaki bağlantı nasıldır ?

Darcy: Şimdi biraz kişisel bir şey söyleyeceğim Yükselenim Oğlak ve Satürn 11. evde Merkür’le birleşmekte – her ikisi de 9. evdeki hiç açısı olmayan Jüpiter tarafından dizpoze ediliyor. Bir sabun kutum olması lazım ! (Amerika’da eskiden seyahat eden satıcılar ya da vaizler tahtadan yapılmış bir sabun kutusunu kasabanın meydanına koyup üzerine çıkarak, vaaz verirler ya da yeni bir şey tanıtırlardı.) Ve uluslararası bir oryantasyonla temas içerisinden olmak çalışmalarıma  anlam kazandırıyor ve bağlantı içinde olduğum duygusunu getiriyor. Böylece, sürekli astroloji konuşarak arkadaşlarımı ve ailemi deli etmektense, benim bu konuşmalarımdan hoşnut olan (öyle olduğun umuyorum !) – Faculty’deki öğrencilerim gibi- bir yol bulmak daha iyi bir çözüm. Yıllarca,  özellikle 1980’lerde ve 1990’larda “gerçek” dünyada kızımı büyütürken, “yalnız kurt (yalnızlığı seven kişi anlamında)” bir astrologdum – özellikle de Vermont’ın kırsal kesiminde yaşarken- Kaçarken yanımda taşıyacağım bir astrolojik çıkına çok ihtiyacım vardı, (kurtlar grup halinde olmayı sever!)ve Faculty çok önemli bir çıkındır, eğer onun bir parçasıysanız asla açlık hissetmezsiniz.

Daha ciddi olursam, Faculty’le olan bağlantım, yaşamıma, başka türlü edinmemin çok zor olacağı bir zenginlik getirdi. Sadece Satürn’ümün gereksinim duyduğu astrolojik gelişme ve eğitimin temelini oluşturmadı, aynı zamanda bir eğitmen olarak dünyanın her köşesinden (şu anda ABD ve İngiltere’de dahil olmak üzere toplam11 ülkeden) gelen çeşitli öğrencilerle çalışma ve inanılmaz derecede zengin bir öğretim programından yararlanma olanağını da getirdi. Kendimi Faculty gibi böylesine eski ve saygıdeğer bir geleneğin- elli yıldan bu yana ( ki bu süre modern astroloji açısından bakıldığında çok önemli bir süredir.)astroloji eğitimini ve düşüncesini aydınlatmakta olan bir fenerdir - bir parçası olmaktan dolayı şanslı ve ayrıcalıklı hissediyorum.

Benim için Faculty’nin en önemli yanı, tamamının da eğitim programına önemli katkılarda bulunduğu ve astrolojiye kendini adamış sağlam bir eğitmen grubundan oluşması. Günümüzdeki birçok astroloji okulu gibi -özellikle burada, ABD’de – bir kişiye bağlı değil. Yani bir kişiye ya da bir felsefeye  odaklanmıyor. Geniş eğitim programı, çok çeşitli kişilerce  uzun yıllar boyunca edinilen deneyimlere dayanarak geliştirildi ve yazıldı. Hepsi bir araya geldiğinde bunu bir kişinin tek başına ya da iki kişinin bir araya gelip geliştirmesi mümkün değil. Ve hem eğitim programı hem de, öğretim sistemi sürekli bir gelişim içinde. Faculty’nin eğitiminde her zaman yer alacak, mükemmellik, titizlik, doğruluğa gösterilen dikkat, ahlaki bilincin geliştirilmesi ve sağlam danışmanlık becerisi gibi değerlerin dışında, eğitim programı, astrolojinin ve astrologların gelişmesine paralel olarak gelişmektedir. Eğer Faculty olmasaydı bir astrolog olarak nerede olurdum hayal bile edemiyorum. Muhtemelen, yaşamımda daha fazla anlam açlığı hissederdim. Bu nedenle, öncelikle orada eğitim alma ve şimdi de bir eğitmen olarak parçası olma şansına sahip olduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

Hakan: Birazda NCGR hakkında konuşalım. Türk Astroloji okuyucuları için NCGR hakkında biraz bilgi verir misiniz ? NCGR’ın Amerika’daki önemini ve oynadığı rolü nasıl değerlendiriyorsun ? Yakın gelecekte gelişime yönelik herhangi bir değişiklik söz konusu mu ?

Darcy:  NCGR’ın  Yönetim Kurulu’nda çok kısa bir süredir yer almaktayım.(1 ayı biraz geçti) Tanıtım ve Halkla İlişkiler’den sorumlu yönetici kimliğime de henüz tamamen hakim değilim.  Hala ortamı öğreniyorum ve NCGR büyük bir örgüt olduğundan bu biraz daha zaman alacağa benziyor. Ama benim ana görevim, Amerika’da profesyonel astrolojinin iyileştirilmesinde örgüte
yardım etmek.

NCGR , Meksika, Avustralya ve tabiiki Türkiye gibi ülkelerden birçok üyeye sahip olmanın yanısıra Amerika’daki en geniş ve çeşitlilik içeren astroloji örgütüdür. Bildiğin gibi, Amerika çok geniş ve astrologlar bütün ülkeye dağılmış durumda, bu nedenle NCGR’ın güçlü yanlarından bir tanesi, kasaba ve şehirlerdeki yerel örgütlerden ve Uranian Astroloji (Hamburg Okulu), deklinasyonlar, sabit yıldızlar gibi astrolojinin özel alanlarında uzmanlaşmış gruplardan oluşan zengin bir şebekeye sahip olması. Yerel örgütler, düzenli olarak çalışma grupları, kurslar, seminerler ve konferanslar düzenlerler ve astrologlarla astroloji öğrencilerinin birbirleriyle tanışacağı önemli bir mekanı sağlarlar. Buralar yerel anlamda çok önemli ve büyük bir toplum kaynağıdır. Bazı yerel örgütler ABD’nin dışında , örneğin Meksika, Avustralya, Peru ve son olarak da Barış İlhan tarafından İstanbul’da da kuruldu. Boston ve New York’daki gibi az sayıda daha büyük örgütlerse, astrolojiyi kendi kendine öğrenmiş astrologlar ya da yerel kurslara katılmış veya yerel eğitmenlerden ders almış kişilerin kendi meslektaşları tarafından profesyonel olarak tescil edilmiş astrologlar olabilmelerini de sağlayan – yakın zamana kadar Amerika’da çok az sayıda resmi astroloji eğitimi bulunmaktaydı.- ve Amerika’daki astrologlar için yüksek bir mesleki yetkinliğin temelini oluşturan NCGR’ın Mesleki Sertifika Sınavları’na hazırlık  için  dinamik eğitim programları düzenlemektedirler.

Hakan: Bu arada, Astroloji hakkında bir kitap yazmayı planlıyor musun ? Eğer yanıtın evetse ve şu sıralar yazmayı düşünseydin, hangi konuların altını çizerdin ?

Darcy:  Her zaman bir kitap yazmayı hayal ettim, ve kafamda  bir kaç tanesini yazdım da ! ama gerçekte bu benim gözümü korkutan bir proje. Ve tabii ki henüz tamamlanmamış (ya da başlanmamış) bir yazma projesi hakkında bitmeden çok fazla konuşmak uğursuzluk getirir.

Fakat genelde,  eski çağlardaki, klasik astrolojiyle ve onun Batı bilgeliğindeki geleneklerle olan bağlantısıyla çok ilgileniyorum. Project Hindsight’la beraber Yunan Astrolojisi üzerinde yoğun olarak çalıştım ve kendimi bir “klasik  astrolog” olarak tanımlamasam da şu anda bir grup astrologla birlikte Horary (Saat) Astrolojisi öğreniyorum. Astroloji’nin ilk dönemlerine ait henüz anlamadığımız çok fazla şey olduğunu ve bunun astrolojiyi o zamanının kültürel şartlarının dışında sanki bir vakumun içindeymişçesine  inceleme eğilimimizden kaynaklandığını düşünüyorum. Astroloji’nin Milat’tan önce 3. yüzyılda Aleksandria’da çok kısa bir sürede ortaya çıktığına ve tamamen metafiziği de içeren ve gördüğümüz gerçekler gibi “yanılmayan” doğrulukta tahminler yapabildiğine dair  bir görüş süregelmekte. Fakat ben bu görüşe özellikle de zamanın kehanetsel süreçlerini anlayınca inanmakta çok zorluk çektim Bilimsel tahmin olarak adlandırdığımız olayın sınırları hakkında bildiklerimizi de dikkate aldığımızda, böylesine eski bir sistemin üstüne modern rasyonel (Kartezyen) düşünce sistemini empoze etmek saçma görünmekte. Astrolojinin sadece somut bir tahmin sistemi olarak görülmesi fikri, bence modern Batı küstahlığının yüksek olmasında kaynaklanıyor.-Sanki Astroloji sayesinde, 2500 yıl önce, tamamen farklı kültürel, felsefi ve dini koşullarda yaşamış kişilerinden  yapacağımız yansıtmalarla günümüzde kesinliğe, belirliliğe karşı duyduğumuz içten gelen dürtümüzü (gerçekte bir tür köktenci düşünce tarzı) tatmin edebilecekmişiz gibi.-ki bu saçmadır. Bu nedenle eski Yunan metinlerini,  o bölgenin simyasal, majik ve mistik görüşleri açısından incelemek ve özellikle arketipsel açıdan modern koşullarda bize neler önerebilecekleri hakkında araştırmak istiyorum

Hakan: Son olarak, senden astrolojinin imajıyla ilgili görüşlerini almak istiyorum. Avrupalı astrologlarla karşılaştırıldığında, Astroloji Amerika’da daha farklı bir şekilde  mi algılanıyor ? Avrupa’da da bir çok bölünme olduğunun farkındayım, ama belki sen bu iki kıta arasında önemli bir farklılık tespit etmiş olabilirsin.

Darcy: Genelleme yapmanın mümkün olmadığını biliyorum, Avrupa da, Kuzey Amerika gibi çok büyük ve kozmopolit bir yer. Belki de  her şeyin uzaktan her zaman dahi iyi görünmesinden ama, benim Avrupa astrolojisi hakkındaki izlenimim, gelişmeyi sağlayacak okulların ve mesleki örgütlerin Amerika’da olduğundan daha uzun bir süreden beri varolması, muntazam bir gelişim için daha fazla fırsatın bulunması ve tüm bunlar nedeniyle de Avrupa Astrolojisinin daha  olgun, daha yetişmiş olduğu. Ve yine Avrupa’da, zeki ve eğitimli insanların, öğrenciler, eğitmenler, profesyoneller ya da danışanlar olarak Astroloji’yle samimi olarak daha fazla ilgilenmeye hevesli olmaları nedeniyle, Astroloji’nin toplum tarafından daha geniş kabul gördüğü. Avrupa’da daha fazla – meşru diye niteleyebileceğimiz- Astroloji okulu var ve kültürel olarak,  Amerika’daki eğitim programlarıyla kıyaslandığında Avrupa’daki eğitim programlarının titizliğinden ve astrolojinin saygın bir meslek ve entellektüel çalışma alanı olarak görülmesinden de açıkça anlaşılabildiği gibi, Avrupalıların ciddi bir eğitime daha fazla saygıları var gibi görünüyor. Özellikle de şimdi İngiltere’de, Bath Spa ve Kent Canterbury Üniversiteleri’nde olduğu gibi, Sophia Projesi adı altında gerçekleştirilen çeşitli üniversite programlarının geliştirilmesiyle. Henüz  Amerika’da böyle bir şeyin olmasını hayal etmek çok zor ! Her ne kadar Washington’daki Kepler Kolej bu yönde cesur bir girişim ve gelecekteki benzer çabalar için ilham kaynağı olacak olsa da.

Yine, - başka bir fark da sadece bu ülkenin büyüklüğünden kaynaklanıyor – hepimiz çok dağılmış durumdayız ve çoğunlukla hem diğer astrologlardan, hem de varolan görüşlerden – Amerika’nın iki kıyısındaki metropollerden birinde yaşamadığımız sürece- uzakta yaşıyoruz. – Astrologlar zaten genel görüşlere astrolog olmakla karşı durmaktalar ve eğer mesleki örgütlerle bağlantıları da olmazsa, sıklıkla anarşist bir ruh hali (tipik bir Amerikan tutumu olan “ben yapabilirim”e uygun olarak) geliştirmekteler.  Bir çoğumuz astrolojinin kurumsallaşmasını tehdit eden herhangi bir düşünceye direnç gösterir hale geldi. – Astroloji’yi istediğimiz şekilde “özgürce” uygulamak istiyoruz. Tabii ki böyle bir tutumla, burada olduğu gibi pek çok astroloji şarlatanın olması kaçınılmazdır. Bu nedenle “popüler” astroloji özellikle internette kendi yolunu çizmiş durumda.

Amerika’da web’e evrensel ulaşım oranının artması oranında, astrolojinin toplumda gördüğü saygınlık da azalmış gibi görünüyor. Bunun çok kısa bir zamanda gerçekleşmesi gerçekte çok korkutucu. Gerçekte çok az astroloji eğitimi ve bilgisi olan kişilerin, kendilerinin uzman ilan etmeleri inanılmaz derecede kolay hale geldi. Tabii ki toplumun tamamı aptal değil, ve bu sitelerin büyük çoğunluğunun sahte bilgilerle dolu olduğunu sezmekte de haklılar. Ve sıklıkla çok genç olan kişiler bu portaller vasıtasıyla astrolojiyle tanışıyorlar ve uzun vadede bu bizleri olumsuz etkileyecektir. Web’de astrolojiyle ilgili geçen tamamen zırva şeylerin bolluğuna baktığımızda, bu ülkede astrolojinin nasıl kötü bir isime sahip olduğunu anlamak çok kolaydır. Eğer Astroloji’yle bir gün ciddi olarak ilgilenmeye karar verirlerse, önce şu ana kadar öğrendikleri pek çok şeyi “unutmak” zorundalar.

Üstelik, Avrupa yaşayan insanlar için (gerçi Türkiye’dekiler için çok garip gelmeyebilir.) ABD’nin nasıl olduğunu anlamak zordur. Ülkenin bir çok alanında,dini ya da bilimsel tarzda olsun, her türlü köktenci düşünceyle istila edilmiş durumdayız. Ve bu, yeni yetişen, en iyi ve en parlak gençlerin, yaptıkları çalışmaların içinde astrolojinin oldukça gizli kaldığı psikoloji, homeopati gibi alanlara yönelmesine neden oluyor.  Amerikan astrologları kültürel uyumsuzlar olmak gibi  güçlü bir his taşıyor gibiler. Güney’de yaşayan ve bana telefonla danışan ama bir astroloğa danıştığını asla kimseye  söylemeyen müşterilerim var.(Dolayısıyla isimlerinden söz edemem !) Güney’de yaşayan  çok yetenekli ve tanınmış bir astroloğun, onun toplumda astrolog olarak bilinmesi nedeniyle,  ailenin diğer üyelerinin mesleki ünlerinin olumsuz olarak etkilenmemesi için takma isimle çalıştığını biliyorum. Şu anda bir çok yerde kanunlarda yazılı olan falcılık karşıtı yasalar, modern cadı avını başlatacak nitelikte. New York City gibi, bir çok alanda farklılıklara oldukça toleranslı bir yerde bile, astroloji irrasyonel bir nefret duygusu telkin edebilir. Bu birçok şaşırtıcı şekilde ortaya çıkabilir, örneğin NYC NCGR toplantıları için yer kiralamaya çalıştığında fazlasıyla ayrımcılıkla karşılaşıyor. Biliyorum bu olayı fazlasıyla basitleştirmek oluyor, ama San Francisco’nun kıyı kesimi veya Santa Fe New Mexico gibi astrolojinin nirvanaya ulaştığı ve her aklı başında kişinin bir özel astroloğu olduğu yerler de var Fakat ne yazık ki bu tarz yerler genellenemez istisnalardır. Bir astroloğun hayatının bütün kültürlerde (belki Hindistan hariç) marjinal olduğunu biliyorum fakat bunun Amerika’da olduğu kadar başka “gelişmiş” yerlerde ciddi boyutlarda olduğunu sanmıyorum. Ve şunu da söylemeliyim, ülkenin genelinde gittikçe daha fazla muhafazakar siyasal gündem hüküm sürmeye başladığından beri, astroloji her zaman olduğundan daha da marjinalleşmiş gibi görünüyor. Örneğin son 2- 3 yıldır kitapçılarda astroloji kitaplarına ayrılan raf yerinin hızla azaldığını ve kalanlarınsa en gösterişsiz köşelere yerleştirildiğini gözlemlemekteyim. Ve belki de en rahatsız edici olanı, astroloji eğitiminin içine süzülmeye başlayan “fundamentalist düşünce” örneklerini görmeye başlamam. Tabii ki Satürn ABD’nin Sibley  haritasında ve yine ulusal liderliği gösteren doğum haritalarının çoğunda ağırlığını hissettiriyor. Şu anda burada gelişmeye açık bir dönem yaşanmıyor.

Ve yine –web’in diğer bir sonucu olduğunu düşünüyorum – 10- 15 yıl önce sürekli olarak astrolojiyle ilgili iyi yayınlar çıkarken, o günlere kıyasla artık çok az sayıda iyi kitap yayınlanıyor. Daha önce de söylediğim gibi, 2-3 yıl öncesinde çok iyi bir astroloji kitabı seçkisi olan bütün büyük kitapçılar, artık biz astrologların adını bile duymadığı yazarlar tarafından yazılmış ve astrolojinin gerçekte neleri içerdiğine dair kısıtlı bilgilerle, kolay ama köklü olmayan çözümlerin karışımından oluşan ve kolay aldanabilen bir alıcı kitlesine pazarlanan son moda pop astroloji kitapları satıyorlar. Artık normal kitapçılarda Liz Green’in ya da Robert Hand’in kitapları bile nadiren bulunabiliyor, halbuki bu yazarların kitapları yıllarca astroloji raflarının sürekli müdavimiydiler. Ciddi astroloji artık 1970’lerin başında  olduğundan bile daha az ortalıkta. Belki de bu büyük bir döngünün bir parçası – şarlatanlar başka bir alana el atmadan önce, toplumun sabrını ve kaynakların görünen yüzeyini kazıyıp götürdüler- umuyorum, sonuçta bu bize, ciddi astroloji dünyasında bu sefer doğru ilerlemek için yeni bir fırsat versin. Bu nedenle, ben astrolojiyi öğrenmeye ve geliştirmeye devam etmenin ve şarlatan- büyücü gölgemize sahip çıkmayı öğrenmenin hepimizin görevi.olduğuna inanıyorum. Herhangi bir şekilde buna katılmamış olsaydık, bu başımıza gelmezdi. Bu trendin Avrupa’da fark edilip fark edilmediğinden emine değilim- ben henüz görmedim- ama zaten bir çok Avrupa lisanını da bilmiyorum.

Hakan: Sürpriz ! Bu yıl Ağustos ayında, Oxford Üniversitesi, Brasenose College’da yapılacak yaz okuluna eğitmen olarak katılacağını biliyorum.. İnşallah seni orada  göreceğim. Düşüncelerini bizimle paylaştığın için çok teşekkür ederiz..Orada görüşmek dileğiyle...

Darcy: Elhamdülillah ! Bu harika bir haber ! Bir hafta boyunca birinci sınıf astroloji derslerinde ve pub’da yapacağımız uzun konuşma ve tartışmalarda görüşmek üzere. Dünyanın hiç bir yerinde Faculty’nin Yaz Okulu’nda geçirilen bir hafta gibisi yok. Benim için her zaman çok özel ve orada olmak için can atıyorum. Bu arada, Orta Doğu’nun büyük bölümüne yolculuk yapıp, yaşamama rağmen Türkiye’ye hiç gelmedim. Benim Ay/IC hattım direkt Akdeniz kıyılarından yukarı çıktığından, orada kendimi evimde gibi hissedeceğimden eminim ve inşallah çok uzak olmayan bir gelecekte zaman bulup Türkiye’yi ziyaret edebilirim.

Darcy Woodall DFAstrolS websitesi: www.elemental-astrology.com 


2016`da Türkiye...
2015`te Türkiye...
Mevlana:Astrolojik bir portre...
2013`te Türkiye...
2012`de Türkiye...
Neptün Balık`ta...
2011`de Türkiye...
2010`da Türkiye...
Kova`da üçlü kavuşum - Melanie...
Satürn-Uranüs Karşıtlığı- Mela...
 
Ekle
Çıkart
e-Posta adresinizi yazın
Copyright © 2003-2020 R.Hakan KIRKOĞLU Bucks - Digital Media Publishing Agency